Gerçek Açlık mı, Duygusal Açlık mı?
Hepimizin tanıdık olduğu o anlar vardır:
Az önce yemek yemişizdir ama canımız tatlı ister. Ya da sıkıcı bir günün ortasında mutfağa gidip buzdolabını açar, elimizi bir şeylere uzatırız.
Bu dürtüler bazen öylesine güçlüdür ki, kontrol etmek zorlaşır. Ama durup sormamız gereken soru şudur:
Gerçekten aç mıyım, yoksa sadece bir şeyler yemek istiyor muyum?
Bu yazıda, duygusal açlıkla fiziksel açlığı nasıl ayırt edebileceğimizi ve bu farkındalığın neden sağlıklı beslenmenin temeli olduğunu konuşacağız.
Açlık Sadece Bedensel Bir İhtiyaç Değildir
Açlık aslında hem fizyolojik hem psikolojik bir deneyimdir.
Fizyolojik açlık, vücudun enerji ihtiyacına tepki olarak gelişir. Bu durumda mide kazınır, baş dönmesi, halsizlik, odaklanma güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Duygusal açlık ise daha çok ruh halimizle bağlantılıdır: can sıkıntısı, stres, yalnızlık, öfke veya ödüllendirme isteği, çoğu zaman bizi yemeğe yönlendiren asıl sebeplerdir.
Bunu anlamak için vücudu değil, zihni dinlemeyi öğrenmek gerekir.
Gerçek Açlık ile Duygusal Açlık Arasındaki Farklar
Özellik |
Fiziksel Açlık |
Duygusal Açlık |
Başlangıç Hızı |
Yavaş ve aşamalıdır |
Aniden başlar |
Belirti |
Mide kazınması, halsizlik |
Ruhsal gerginlik, huzursuzluk |
Yemek Tercihi |
Her şeyle doyulabilir |
Genellikle tatlı, cips, hamur işi gibi "konforlu" besinler |
Tepki |
Yavaş yersin, doyunca bırakırsın |
Hızlı ve farkında olmadan yersin |
Duygu Sonrası |
Fiziksel rahatlama |
Suçluluk, pişmanlık, şişkinlik |
Zamanlama |
Uzun süre bir şey yememek sonrası gelişir |
Yakın zamanda yemek yemiş olsan da olabilir |
Neden Bu Kadar Kolay Karıştırıyoruz?
Beyin açlığı ve ödülü aynı merkezden yönetir: hipotalamus.
Tatlı, yüksek karbonhidratlı ya da yağlı yiyecekler dopamin salınımını artırır. Bu da “iyi hissetme” hali yaratır. Dolayısıyla üzgün, stresli ya da keyifsizken vücut bu hissi yeniden arar ve yemek yemek ilk akla gelen çözümlerden biri olur.
Ama bu tür yeme davranışı sürdüğünde, kişi fiziksel olarak doyduğu halde zihinsel olarak tatminsiz kalabilir. İşte bu noktada sağlıklı beslenmenin önündeki en büyük engel oluşur: yeme dürtüsü ile gerçek ihtiyacın karışması.
Kendinle Uyumlanmanın 3 Anahtarı
- Bedeni Dinle: Açlık hissi yavaş yavaş mı geliyor? Miden mi sinyal veriyor yoksa aklın mı?
- Yeme İsteğini Zamanla: Canın bir şey çektiğinde 10 dakika bekle. Hâlâ istiyor musun?
- Alternatif Tepkiler Geliştir: Sıkıldığında veya duygusal olarak zorlandığında yeme dışında ne yapabileceğini önceden belirle.
Unutma: Yemeği Kontrol Etmek Değil, Anlamak Gerek
Beslenme, yalnızca kalorilerden veya makro oranlardan ibaret değildir.
Gerçekten doyduğunda tabağı bırakmak, canın bir şey çektiğinde onun yerine yürüyüşe çıkmak, bir çayı yudumlamak ya da duygularını anlamaya çalışmak… Bunlar da beslenmenin bir parçasıdır.
Ve aslında sürdürülebilir beslenme tam olarak buradan başlar.